Etiket arşivi: ArdaLaraNet

Türkiye’de Yaşlılık Algısı ve Farkındalığı

Bugünün çocukları yarının gençleri, onlar da kendi yarınlarının büyükleri ve yaşlıları olacaklar. Bu biteviye (tekdüze) bir döngüdür. Ülkemizde yaşlılık konusuyla bağlantılı resmi ve özel kurumsal örgütlenme, henüz emekleme dönemindedir. Yaşlılıkla ilgilenen bilim dalının adı Gerontoloji [1] (detaylı açıklaması) olup, ne olduğunu şöyle açıklayalım: “Gerontoloji, yaşlı insanlarda ortaya çıkan

biyolojik, sosyal ve ekonomik problemlerle uğraşan bilim dalıdır.”

Vikipedi’deki Açıklaması:

“Bu terimi ilk defa 1903’te Tıp dalında Nobel Ödülü alan Rus asıllı bilim adamı Ilja Metschnikow (İlya Meçnikov) kullanmıştır. 1930’lu yıllardan beri ABD ve Avrupa’da anabilimdalı olarak çeşitli üniversitelerde okutulmaktadır.

Gerontolojinin bu konuma gelişinin başlıca sebebi, sürekli uzayan yaşam süresidir. Gerontoloji multi disipliner bir bilim dalıdır, yani farklı bilim dallarında yaşlanma ve yaşlılık incelenmektedir. Teorik çalışmaların yanı sıra Gerontoloji aynı zamanda uygulamalı bir bilim koludur. Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir. Yeni teknolojik veya ekonomik gelişmeler, bu hedefe yaklaşabilmek açısından birçok olanak sunmaktadır.

Türkiye’de yaşam süresi hem erkekler hem de kadınlar açısından sürekli uzamaktadır. Türkiye’de yeni dünyaya gelen bir bebek erkekse 70, kızsa 72 yıllık bir yaşam beklentisine sahiptir. Önümüzdeki dönemlerde ortalama yaşam süresi uzamaya ve Türk toplumunda yaşlıların sayısı hızla artmaya devam edecektir. Buna bağlı olarak Gerontolojinin önemi de yükselecektir.
Vikipedi Linki

Batı toplumlarında yaşlıların çocuklara, aile bireylerine bağımlılık oranı %5-6 seviyelerindeyken, Türkiye’de bu oran %20-25 dolaylarındadır.

Ülkemizdeki bu yüksek ve olumsuz bağımlılık oranının sebepleri ise şöyle sıralanabilir:

– “İleri ülkelere göre düşük gelir düzeyi.

– Yaşlılarla ilgili sorunlar hakkında resmi ve özel kurumların henüz yeterli düzeyde organize olamamaları,

– Toplumda çocukların gelecek garantisi olarak (özellikle kırsal kesimlerde yaşayanlar ve düşük gelir düzeyi olanlar arasında) görülmeleri,

– Yaşlılıkta evlatlardan yardım bekleyen yaşlıların, bu ileri yaşlarındaki sıkıntıları, sağlık giderleri ve özellikle de bakıma muhtaç durumlarının yüksek maliyeti.”

Çoğunlukla  bu ekonomik güce sahip olmayan evlatlar ve aile bireylerinin, karşılayamadıkları bu maliyet sebebiyle üzüntüleri, yaşadıkları travmalar ve vicdani rahatsızlıkları fevkalade yüksek boyutlardadır.

Bu sorunun, mutlaka devletin önderliği ve bizzat organizasyonu, maddi katkı ve yatırımlarıyla ve sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalarıyla çözülmesi gerekmektedir.

Konu hakkındaki eğitim etkinliklerinin de arttırılması ve yaygınlaştırılması şarttır. Türkiye’de Gerontoloji Bilim Dalı, sadece Akdeniz Üniversitesi, Fen ve Edebiyat Ana Bilim Dalı (aşağıda linki verilmiştir) bünyesinde mevcuttur. Bu dalı diğer üniversitelerimizde de oluşturabilmeliyiz…

Bu organizasyonlar sonucu, ülkemizdeki yaşlılık algısı ve farkındalığı, olması gereken anlam ve düzeye kavuşabilecektir…

Ülkemizin bunu yapabilecek ve kısa sürede hayata geçirebilecek bilgi, alt yapı, az sayıda da olsa yeterli insan ve finans gücü vardır…

Yeter ki istensin ve hayata geçirilsin.


[1] Gerontoloji: Yunanca ilerlemiş yaş anlamına gelen geron (ihtiyar) sözcüğünden türemiş olan gerontoloji, genellikle yaşlı yetişkinlere yönelik olarak yaşam boyu süren yaşlanma sürecinin bilimsel çalışma alanı (disiplini) olarak tanımlanır.
Gerontoloji disiplini yaşlanmanın biyolojisi, geriatri, sosyal gerontoloji (sosyo gerontoloji) ve gerohijyene bölünmüş olan, geniş ve karmaşık bir sosyal-biyolojik disiplindir.
Bu alandaki çalışmalar da genellikle gerontoloji, antropoloji, biyoloji, biyokimya, ekonomi, tarih, tıp, hemşirelik, psikoloji, sosyal çalışma/sosyal hizmetler ve sosyoloji gibi çok sayıda disiplini içinde barındıran çok disiplinli çalışmalardır.”

Konu hakkında yararlanılabilecek diğer kaynaklar:


Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından hazırlanmıştır…

Çocuklarınızı Asla Aşağılamayın

çocuklarınızı-aşağılamayınÇocuklarınıza aşağılayıcı davranmanın, onların beyninin hem yapısında hem işlevinde olumsuz değişimler yaratıyor. Çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda ailelerin çok dikkatli olmaları gerekmekte. Çocukluk

döneminde gerçekleşen aşağılayıcı davranışlar ve istismarlar, onların beyninin yapısını ve işlevini değiştirebilir ve anksiyeteden  intihara kadar birçok sorunun riskini artırabilir.

Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, “Sen aptalsın”, “Asla bir baltaya sap olamayacaksın”, “Neden biraz kuzenin gibi olamıyorsun!” benzeri ebeveynlerin ifadelerinin, beyin hücrelerini azalttığına dair araştırmalar olduğuna dikkat çekip, çocuklarına aşağılayan tarzda yaklaşan ebeveynleri uyarıyor.

‘Sen aptalsın, bir baltaya sap olamayacaksın!’

Harvard Tıp Fakültesi’nden Nöropsikiyatri Uzmanı Doçent Doktor Martin Teicher; “Bu değişiklikler fiziksel ve cinsel istismarla sınırlı değildir; sözlü saldırının bile gelişmekte olan bir beynin yapılanmasında değişikliğe yol açacağı yönünde her geçen gün artan kanıtlar vardır” demiştir. Bu zarar verici etkiler, beynin hassas bölgelerindeki küçülme ve epilepsiyi taklit eden anormal beyin dalgaları ile ilişkilidir.

Çocuklara aşağılamak, ilerde büyük sorunların habercisi!

Araştırmalar, beynin sağ ve sol loblarını birbirine bağlayan kalın kablomsu sinir hücrelerinin (korpus kallozum) istismara uğrayan çocuklarda normalden daha küçük olduğunu tespit etti. Bir araştırmada, 51 hasta ve 97 sağlıklı çocuğun beyin taramalarını karşılaştırmışlardır. Araştırmacılar, erkek çocukların yeterli bakılmamasının korpus callosumda ciddi küçülmelere yol açtığı bulgusunu edinmişlerdir. Cinsel istismara uğrayan kız çocuklarda da anormal bir küçülme söz konusudur.

Teicher, “İnanıyoruz ki daha küçük bir korpus kallozum beynin iki yarısı arasında daha az bütünlüğe sebep olur ve bu da ruh hali ve kişilikte dramatik değişimlere neden olabilir” diyerek konuyu açıklamıştır.

Duygu ve dikkat eksikliğine de yol açıyor

Beyin taramaları aynı zamanda duygu ve dikkat ile ilgili beyin bölgelerinde azalan aktivite göstermektedir. Cinsel istismar ya da yoğun sözlü eziyet geçmişi olan hastalar, serebellar (beyincik) vermis (orta hattındaki parçası) olarak adlandırılan beynin bir bölgesinde daha az kan akışı göstermişlerdir. Vermis, sağlıklı kişilerin duyularını dengede tutmalarında yardımcı olur, ancak çocukluk istismar geçmişi olan kimselerde bu dengeleyici işlev bozulmaya uğrayabilir.

Teicher, Vermis’in genetik faktörlerden ziyade çevresel faktörlerden ciddi anlamda etkilendiğine işaret etmektedir. Hareket bu durumu tetikler ve Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden araştırmacılar da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sürekli olarak normalden küçük boyutlar gösterdiğini tespit etmişlerdir.

Psikiyatrist, Dr. Tanju Sürmeli, “Dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğu çeken çocukların önemli bir kısmı ailesi tarafından ders çalışmadıklarında, derse motive olamadıklarında, dikkatlerini derse veremediğinde aşağılanmakta, “falan daha iyi yapıyor sen neden onun gibi olamıyorsun” diye karşılaştırmalar yapılmakta ve bazıları sonunda fiziksel şiddete bile maruz kalmaktadır” diyor.

‘Yapılan araştırmalar iç karartıyor’

Sürmeli, bu konuda karşılaştıkları vaka örneklerinde nasıl olumlu bir ilerleme kaydettiklerini ise şöyle aktarıyor; “Biz bu çocuklarda…
ElmaElma Com’daki yazının Devamını Oku…

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

ArdaLaraNet’de Neler Oluyor?

Kurulduğu tarihten (08 Mart 2012) bu yana geçen sürede  ArdaLaraNet hakkında sitenin temel yayım felsefesinin yansıtıldığı Çocuklar Hakkında Her Şey  başlıklı yazıda değinilen hususlara uygun yayım yapabilmeye büyük bir dikkat gösterilmektedir.

ÇOCUKLAR‘ın Geleceği İçin El Ele sloganıyla yola çıkan ve bir Sosyal Sorumluluk Projesi olan bu sitede; çocuklar, gençler, aileler, özetle herkesin kolaylıkla yararlanabileceği düşünülen konulara yer verilmekte, bu doğrultuda özellikle de çocukların büyümeleri için gerekli, doğru ve bilimsel kurallara uygun içerikler sunulmaktadır. Aşağıdaki resimle (daha büyük görüntüsü için tıklayabilirsiniz)  altında yer alan açıklama, ne demek istendiği hakkında sizlere daha belirgin fikir verecektir
Kullanıcılara daha net fikir vermesi bakımından, yukarıdaki resimde yer alan ve kırmızı rakamlarla gösterilen;

1- Eğlence-Oyun , 2- Birlikte Öğrenelim ve 3- Çocuklar Hakkında Herşey
başlıklı üst sayfaların alt başlıklarında yer alan uygulamaların, tamamen çocuklara uygun oyunlar, öğrenme ve uygulayabilmelerine yönelik eğitici içeriklerden oluşturulduğu görülecektir…

Fazla rakamla kafa karıştırmak istemediğimden, siteye eklenen eğitici oyunlar, çizgi filmler, videolar vb. nin sayılarını sunmuyorum. Zaten lütfedip inceleyenler bu sayıları görebileceklerdir…


Bu siteyi oluştururken, bana ait Hasaka Blog‘da belirttiğim ve yaşam felsefemin odak noktası olan görüşümü sunuyorum:

“Bilgi ve Bilgili Toplumun yaşantımız, umutlarımız ve çocuklarımızla ilgili rüyalarımız, onların gelecekleri için ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilmekteyim…”

ArdaLaraNet‘i, bu görüşümü hayata geçirebilmek için kurdum. Böylece bu hayallerin gerçekleşmesi bakımından Çocukların Geleceği İçin gerekli enformasyonun (bilginin) gösterimini (yayınlanmasını) sağlamayı amaçladım…

ArdaLaraNet Hakkındaki Bağlantılar:
Amacı ve Yayım Politikası 
Yayımda Kullanılan İçerikler ve Linkler

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu-Dedegi tarafından hazırlanmıştır…