Kategori arşivi: Teknoloji

Anne-Babalar: İnternet Öcü Değildir

“Bilişim teknolojileri nedir? Ben 5. Sınıf öğrencisiyim.” diye sormuş çocuk, konunun uzmanı bir sitede. Uzman kişi uzun uzun cevap vermiş, “Bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dahil bütün teknolojileri kapsayan teknolojilerdir.” Şudur, budur, budur da budur… Sorusunun cevabını daha ilk cümlede alan çocuk, “Ben sadece ne demektir diye sordum ama diğer bilgiler için de teşekkürler” diye teşekkür etmiş.

Gülmeme engel olamadım tabii ama çocuğun onca yetişkin bilgi arasından kendi sorusuna olan cevabı ayırabilmesine taptım.

Çocuk gerçeği işte budur dedim; çocuklar yasaklarla korunması gereken, küçük akıllı, zayıf karakterli, bilgisiz, yetişkinlerce yoğrulması gereken, katlanılması gereken, sürekli yanlış yapan ama yine de masum küçük insanlar değiller.

Uzmanlar arasında bile “çocuk gerçeği” eşittir çocuk istismarıdır gibi bir kavram kargaşası hakimken, aynı anlamsız mentalite ile bilişimin özellikle çocuklara yönelik bir suç aleti, kötü arkadaş olarak algılandığı ve uzun uzun mesailer harcanarak çalışıldığı ortamda aklıma sorular takıldı.

Dünya modernitesi içinde, bilişimin, çocuk ve yetişkinler açısından risklerinin yanında çok değerli olanaklar da sunduğunu, çocuk gelişimine katkısı yerine risklerinin ön plana çıkartıldığı ve yetişkinlerin aradaki hassas çizgiyi çizemediklerini düşündüm.

Adetim olduğu üzere, herkesten önce dört yaşından beri bilişimi kendi gelişimi ve eğitimi lehine kullanan, şimdi henüz 24 yaşındayken, çok uluslu bir firmanın bilişiminden üst düzey sorumlu olarak çalışan oğlum Çelik Gezer ile düşüncelerimi paylaştım.

Adeti olduğu üzere, önce benle dalgasını geçti, “ Bayılıyonuz boş gonuşmaya” dedi. Güldük…

“Çocuğa doğuştan salak, saftirik muamelesi yapmak da nereden çıktı” dedi, gülemedim. Çok haklı…

“Sen merak etme, çocuklar yetişkinlerin çizemediği hassas çizgiyi çok iyi çiziyorlar.” dedi.

Ama bundan sonra söylediği kanımı dondurdu, “Bireyin devletten güçlü olduğu tek alan internettir ve idarenin kontrol hevesi gereği öcü ilan edilmeli, bağımlılığı (kaşlar kalktı) tedavi edilmelidir. Bu arada bağımlılık kriterleri neler kimse bilmiyor. Köşesine çekilmiş, kapılarını herkese kapamış halde saatlerce kitap okuyan bir çocuğu kitap kurdu diyerek ödüllendirirken, uzun süre internette kalan ve sana anlamsız ve duygusuz gelse bile diğerleriyle paylaşımda bulunan bir çocuğa bağımlı muamelesi yapmak sence de anlamsız değil mi?”

Biz kum havuzunda çocukları bilişimden korumanın yollarını ararken…

Çok saf saf bakmış olmalıyım ki, “Internetteki toplumsal, sosyal, ekonomik yaşamı gerçek dışı olarak algılamamak lazım, her bir klavye dokunuşunun ardında gerçek bir insanın olduğunu çocuklar biliyor. Gün içinde karşılaştıkları insanların samimi olmayabileceklerini, kötü olabileceklerini bildiklerinden, internet halkından da kendini korumaları gerektiğini çözmüş olarak ekranın başına geçiyorlar. Hiçbir toplum suçtan tümüyle arındırılamaz diyen sen değil misin? Internet ortamındaki suçları da yok edemezsin ama hiç değilse, çocuğa yönelik suçların fiiliyata dökülmesi ve mağdur çocuk yaratması, internetteki kesintisiz paylaşım hacmine oranladığında tahmin ettiğinin aksine çok düşük.” diye açıklama ihtiyacı duydu.

Sarsıldım… Bu nedenle, çocuklarımız arasındaki bölgesel ve küresel dijital uçurumdan ve bu uçurum nedeniyle ortaya çıkan eğitimde eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinden, sonucunun ise ulusal ve küresel rekabet güçsüz bırakılan çocuklarımızın Türkiye’nin geleceğini oluşturamayacağı, ayrıca, yoksulluğa ve vasıfsız işçiliğe mahkum bırakılacaklarını yazmayı boynumun borcu bildim.

Daha çok yeni bir Deutsche Welle haberinde, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun dijitalleşme alanında büyük olduğunu, Türkiye’nin bilgisayar kullanımı ve yenilikçilik anlayışının ancak 52. sırada yer bulabildiğini okudum. Bunda yetişkinler arasında yaygın ve baskın “öcü internet” yanlış algısının parmağı olduğunu düşünmeyi bir kez daha rahatsız edici buldum.

Düşüncemi ve Çelik Gezer’in aklıma soktuğu anlayışı sorgulamak için küçük bir şehrin minyatür ilçesindeyken, yoğun trafikli tek ana caddenin karşısından, yürüdüğüm kaldırıma fırından kaptığı üç ekmekle kendinden emin koşarak geçen küçücük bir çocuğu yolundan çevirdim. Benden korkmadı, kötü olmadığımı ayırdetti ve sorabildim, “Bilgisayardan öcüler çıktığını biliyor musun?”

Çok güldü… “Onlar öcü değil akıllım, kötü insanlar… Sen öcü görürsen, hemen interneti kopart, korkma birşey olmaz.” Ha haa haaa… Üstüne bir de koş hemen annene haber ver demediği için müteşekkir oldum. Bu, kırsalda karşıma tamamen tesadüfi çıkan belli ki alt sosyo-ekonomik gruptan çocuğun sanal dünya algısı, bizim ona yakıştırdığımızdan çok daha ilerideydi.

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

 

Sanatla Teknolojinin Buluşması

ABD Iowa Üniversitesi Sharon Wick Mühendislik okulu ile aynı üniversitenin Robert M. Trammell Musik Konservatuvarı öğrenci ve öğretim üyelerince oluşturulan Pipe Dream (boru hayali) olarak adlandırılan bir şarkıyı icra eden makinanın (Bkz.:yandaki resim) inanılmaz gösterisini izleyeceksiniz. Hiç insan katkısı olmayan icraat sırasında, önceden oluşturulan program sayesinde makina, programın komutlarıyla nefis bir müzik ziyafeti çekiyor. Şarkının özelliği ise, müzik aletlerinin tamamen ziraat (çiftçiklikte kullanılan) boru vb. metaller ile plastik toplardan oluşturulması. Plastik toplar borulara çarptırılarak sesler (melodi) oluşturuluyor. VE toplar asla yere düşmüyor. Makinanın meydana getirilmesi 13.029 saat (yaklaşık 6 yıl 3 ay) sürmüş. Sonuçta proje bitiriliyor ve ilk sunumlarını gerçekleştiriyorlar.

Bu muhteşem makinanın müzik ziyafetini izleyin.


Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

Lap-Toplarda Wi-Fi Erkeklerde Kısırlığa Yol Açabiliyor!

Yıllardır bir şehir efsanesi gibi konuşulan, WİFİ  (kablosuz bağlantı) kullanan dizüstü bilgisayarların erkek kısırlığı ile olan ilişkisi, yapılan araştırmalar sonucu kanıtlandı. İnternete kablosuz erişimin (Wi-Fi) yaydığı elektromanyetik dalgalar ve kucakta dizüstü bilgisayar kullanımından dolayı testislerde oluşan yüksek ısı, üreme fonksiyonlarını ciddi oranda etkileyerek sperm hareketliliğini azaltıyor ve spermin genetik yapısına zarar veriyor.

Günlük hayatımızın vazgeçilmezi dizüstü bilgisayarlar(laptop) ve bu cihazlarda kullanılan Wi-Fi adı verilen kablosuz internet, uzun süreli kullanımlarda erkeklerde kısırlığa dek varan olumsuz etkilere yol açıyor. Yıllardır bilinen bu gerçek kısa bir süre önce yapılan bazı klinik deneylerle de kanıtlandı.
Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Laboratuar Direktörü Dr. Elif Ergin, dizüstü bilgisayar kullanımı ve kablosuz internetin erkek kısırlığı ile ilişkisinin…Devamını Oku

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…