Kategori arşivi: Çocuk Sağlığı

Çocuk Hakkında Bilinmesi Gerekenler

çocuklarÇocuk Sevgiyi Çevreden Değil Aileden Almalı
Çocuk gelişim uzmanı Özen Taslak, çocuğun sevgiyi aileden alması gerektiğine dikkati çekerek, “Çocuk sevgiyi çevreden alırsa toplum için tehlike söz konusu olur.” Çocuk gelişimi öğretmenlerinden Selma Doğantemur, “Çocuklarınıza sevgi ile yaklaşın ki büyüdüğünde saygın birisi olsun. 6 yaşında korkutmak için banyoya hapis edilen bir çocuk, 35-40 yaşına gelse bile o olayı unutmaz. Çocuklarınızın unutamayacağı cezalar vermeyin. Sorunlarını birlikte çözmeye çalışın.” dedi. Devamını oku

Çocuğun aşırı korumacı ya da anneye bağımlı yetiştirilmesi yanlış
Acıbadem Adana Hastanesi Aile ve Evlilik Terapisti Dr. Obengül Ejder, aşırı baskının çocukta eziklik duygusuna neden olduğunu söyledi. Dr. Ejder, ’Bunun yanında çocuğun gereğinden fazla koruyucu ya da anneye bağımlı olarak yetiştirilmesi de yanlış.” dedi. Çocukların 0-18 ayda güven ya da güvensizlik duygusunu, 18-36 ayda bağımsızlık ya da şüphe duygusunu edindiğini kaydeden Ejder 3-7 yaş aralığında girişimci veya suçluluk duygusunu, 6-11 yaşlarında da beceriklilik ya da aşağılık duygusunu kazandığı kaydetti… Devamını Oku

Hamilelik dönemi çocuğun kişilik gelişimini de etkiliyor
Dr. Canatar, anne karnındaki bebeğin, görüp duyumsayabilen, deneyimleyebilen, hissedebilen bir varlık olduğunu açıkladı. .Dr. Canatar, ”Anne karnında başlayan hissediş ve deneyimler zamanla çocuğun kendisiyle ilgili algılarını, beklentilerini ve davranışlarını belirlemeye başlar. Yani çocuğun kendilik algısı anne karnında başlıyor.” dedi.

Uzm. Dr. Canatar, anne karnındaki bebeğin farklı bir seviyede olsa da, görüp duyumsayabilen, deneyimleyebilen, ilkel seviyede rahim içinde öğrenebilen ve hissedebilen bir varlık olduğuna dikkat çekti… Devamını oku

Çocuk gelişimindeki sihirli sözcük: Hareket
Bebeğin anne rahmine düştüğü andan itibaren hareketlerinin bir anlamı var. Çünkü onlar hareket ettikçe gelişiyorlar. Bu nedenle çocuklara hareket etmeleri için olabildiğince alan bırakmak gerekiyor.
Hareket etmenin bir özgürlük, öğrenme aracı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Namık Kemal Akpınar, ancak kazalara davetiye çıkarmamak için bazı noktalara da dikkat etmek gerektiğinin altını çiziyor… Devamını oku

Çocuk gelişimi evrelerindee ölüm kavramı
Ölüm kavramına bakış açısı bilişsel ve duygusal olgunluk düzeyine göre dolayısıyla gelişim dönemi özelliklerine bağlı olarak farklılıklar gösterebilmektedir.
Ayrıca çeşitli araştırmalar sonucunda çocukların ölüm algısının çocuğun yaşı, kişilik özellikleri, önceki yaşam deneyimleri, ölen kişi ile ilişkisi, ölüm nedeni, kayıp sonrası ailenin takındığı tavır ve stresle başa çıkma yolları, çocuğun ihtiyaçları ve bunun karşılanması, duygu düşünce ve anıların paylaşılması gibi birçok faktörle ilişkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla ölüm algısı her birey için bağımsız gelişmektedir.
Çocuk gelişim evreleri detayı… Devamını oku

 

 

Çocukları Doğru ve Sağlıklı Büyütmek Önemlidir

Çocuklarını büyütmek ve onları hayata hazırlamak her bilinçli ebeveynin mutlaka vazgeçilmez hedefidir. Bu yolda hemen her fedakarlığı yapmaya da hazırdırlar. Ancak işleri hiç de kolay değildir. Şayet doğru bilgilenme, bilinçli çözümler ve sağlıklı büyütme konusunda yetersiz kalırlarsa, bunun eksikliği ve olumsuz sonuçlarına katlanacak olanlar çocuklarıdır. Özetle, “doğru ve sağlıklı çocuk büyütmek” çok önemlidir.

Bu konuda gerçekten güzel yazılara rastladım. Onları sizlerle paylaşacağım.

Egzersiz Çocukları Depresyondan Koruyor

Uzmanlar, egzersiz ve sporun, sadece bedensel bir uğraş olmadığını, özellikle çocukların sosyalleşme ve topluma uyma süreçlerinde etkin bir rol oynadığını söylüyor.
Bu fiziksel aktivitelerin kendi içinde kuralları olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serap İnal, egzersizin çocuklara sevdirilmesinin önemine dikkat çekti.
Çocukların, egzersiz veya spor yaparken yeni özellikler kazandığını, fiziksel olduğu kadar ruhsal olarak da geliştiğini belirten İnal şunları söyledi:…Devamını Oku…

Kendine Güvenen Çocuk Yetiştirmek

Her anne babanın isteğidir kendine güvenen bir çocuk yetiştirmek; hayata karşı daha güçlü, zorluklarla kolayca baş edebilen , çabuk pes etmeyen , kendi ayakları üzerinde duran, her durumda kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek güce sahip olabilecek bir birey olmasını arzu eder.
Kendine güven duygusunun temeli birçok süreçte olduğu gibi bebeklik döneminde atılır. Bir yaş sürecine kadar anne babasından yeterli ilgi ve sevgiyi görmek, ilerleyen yaşlarda bu güzel duygunun devamının sağlanması çok önemlidir. Sevildiğini hissetmek kendini değerli ve önemli hissetmenin temelini oluşturur. Sevilme duygusu ile kendini güvende hisseden çocuğunuz güven kavramını bu dönemde yaşayarak öğrenir  kendi kanatları ile uçma zamanı geldiğinde de kendisi için harekete geçebilecek becerilere sahip olur . Bu nedenle özellikle çocuğunuzun sosyalleşmeye başladığı 3 yaş dönemine kadar sevginiz çok daha önem kazanmaktadır.
Psikolog Eda Gokduman:
Çocuğunuzun duygusal gelişim sürecinde kendine güven duygusunun oluşması bebeklik  ve sonrası dönemlerde davranışsal kazanımlarla da ilgilidir. Buna birkaç örnek vererek açıklarsam daha iyi algılayabilirsiniz.
Örnek 1 ; 6 ay itibari ile çocuklar katı gıda sürecine başlar. Zamanla gelişimsel becerilerin eklenmesi ile kendi kaşığını kendi tutma, dökerek de olsa kaşığını ağzına kadar götürüp “ben yedim”  başarısını göstermesini isteriz.  Oysa birçok anne bu dönemle başlayan ve sonrasında da üzülerek devam ettiğini gözlemlediğimiz destekleme davranışlarına  devam ediyor.
Kendi yemeğini yemeği başarabilen bir çocuk…Devamını Oku…

Çocuk Yetiştirmeyle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış

Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor. Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri?
Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor:

Bebek fazla kucağa alınmaz, alınırsa kucağa alışır! Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır.  Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.

– Şişman çocuk sağlıklıdır! Şişmanlık sağlık değil, sağlıksızlık göstergesidir. Hem çocukluk çağı hem de erişkin dönem için hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, ortopedik bozukluklar, pişik, solunum yolu enfeksiyonları, psikolojik bozukluklar gibi birçok hastalıkla ilişkisi saptanmıştır. Dengeli beslenenen çocuk zayıf da olsa sağlıklıdır.
– Dondurma hasta eder! Dondurma gibi serinletici yiyecekler sağlık kurallarına uygun olarak hazırlandıktan sonra, üretim ve…Devamını Oku…

Kadınlık=Annelik=Kutsal mı?

Annelik, sorumluluk ve iktidar barındıran, tanımı ve yükümlülükleri değişen karışık bir mevzu. Acaba gerçekten anne olunca mı anlaşılıyor? Annelik meselesine kafa yormuş genç bir anne, Dr. Evren Balta Paker anlatıyor.

“Annelik pratiğine güvensizlikle başlıyorsunuz”

Kadınlar annelik konusunda nerelerde bocalıyor?

Hamilelikten itibaren bocalıyor. Çünkü 20. yüzyıldan itibaren annelik standardize oldu. Anneliğin her dönemine ilişkin, sizi belirli formatlara sokan kurallar var. Uzmanların görüşleri ve araştırmalarla bu kurallar yenileniyor.
Kadınlar hamile kaldığı andan itibaren, kendini süper bilinçli yetiştirmek zorunda hissediyor. Böylece “Herkes milyonlarca yıldır çocuk yapmış, ben de yapabilirim” düşüncesi ortadan kalkıyor.
Maalesef annelik pratiğine, hiçbir şey bilmediğinizi düşünüp, ciddi güvensizlikle başlıyorsunuz. Ama öğrenmeniz gereken kaynak anneniz değil. Bu yüzden pek çok kadın…Devamını Oku…

Okumanızda yarar olan diğer yazılar ise:

Çocuğun duygusal olarak istismarı


Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

Çocuklarınızı Asla Aşağılamayın

çocuklarınızı-aşağılamayınÇocuklarınıza aşağılayıcı davranmanın, onların beyninin hem yapısında hem işlevinde olumsuz değişimler yaratıyor. Çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda ailelerin çok dikkatli olmaları gerekmekte. Çocukluk

döneminde gerçekleşen aşağılayıcı davranışlar ve istismarlar, onların beyninin yapısını ve işlevini değiştirebilir ve anksiyeteden  intihara kadar birçok sorunun riskini artırabilir.

Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, “Sen aptalsın”, “Asla bir baltaya sap olamayacaksın”, “Neden biraz kuzenin gibi olamıyorsun!” benzeri ebeveynlerin ifadelerinin, beyin hücrelerini azalttığına dair araştırmalar olduğuna dikkat çekip, çocuklarına aşağılayan tarzda yaklaşan ebeveynleri uyarıyor.

‘Sen aptalsın, bir baltaya sap olamayacaksın!’

Harvard Tıp Fakültesi’nden Nöropsikiyatri Uzmanı Doçent Doktor Martin Teicher; “Bu değişiklikler fiziksel ve cinsel istismarla sınırlı değildir; sözlü saldırının bile gelişmekte olan bir beynin yapılanmasında değişikliğe yol açacağı yönünde her geçen gün artan kanıtlar vardır” demiştir. Bu zarar verici etkiler, beynin hassas bölgelerindeki küçülme ve epilepsiyi taklit eden anormal beyin dalgaları ile ilişkilidir.

Çocuklara aşağılamak, ilerde büyük sorunların habercisi!

Araştırmalar, beynin sağ ve sol loblarını birbirine bağlayan kalın kablomsu sinir hücrelerinin (korpus kallozum) istismara uğrayan çocuklarda normalden daha küçük olduğunu tespit etti. Bir araştırmada, 51 hasta ve 97 sağlıklı çocuğun beyin taramalarını karşılaştırmışlardır. Araştırmacılar, erkek çocukların yeterli bakılmamasının korpus callosumda ciddi küçülmelere yol açtığı bulgusunu edinmişlerdir. Cinsel istismara uğrayan kız çocuklarda da anormal bir küçülme söz konusudur.

Teicher, “İnanıyoruz ki daha küçük bir korpus kallozum beynin iki yarısı arasında daha az bütünlüğe sebep olur ve bu da ruh hali ve kişilikte dramatik değişimlere neden olabilir” diyerek konuyu açıklamıştır.

Duygu ve dikkat eksikliğine de yol açıyor

Beyin taramaları aynı zamanda duygu ve dikkat ile ilgili beyin bölgelerinde azalan aktivite göstermektedir. Cinsel istismar ya da yoğun sözlü eziyet geçmişi olan hastalar, serebellar (beyincik) vermis (orta hattındaki parçası) olarak adlandırılan beynin bir bölgesinde daha az kan akışı göstermişlerdir. Vermis, sağlıklı kişilerin duyularını dengede tutmalarında yardımcı olur, ancak çocukluk istismar geçmişi olan kimselerde bu dengeleyici işlev bozulmaya uğrayabilir.

Teicher, Vermis’in genetik faktörlerden ziyade çevresel faktörlerden ciddi anlamda etkilendiğine işaret etmektedir. Hareket bu durumu tetikler ve Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden araştırmacılar da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sürekli olarak normalden küçük boyutlar gösterdiğini tespit etmişlerdir.

Psikiyatrist, Dr. Tanju Sürmeli, “Dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğu çeken çocukların önemli bir kısmı ailesi tarafından ders çalışmadıklarında, derse motive olamadıklarında, dikkatlerini derse veremediğinde aşağılanmakta, “falan daha iyi yapıyor sen neden onun gibi olamıyorsun” diye karşılaştırmalar yapılmakta ve bazıları sonunda fiziksel şiddete bile maruz kalmaktadır” diyor.

‘Yapılan araştırmalar iç karartıyor’

Sürmeli, bu konuda karşılaştıkları vaka örneklerinde nasıl olumlu bir ilerleme kaydettiklerini ise şöyle aktarıyor; “Biz bu çocuklarda…
ElmaElma Com’daki yazının Devamını Oku…

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

Çocuklar: Türk Ailesinin Yeni Hakimleri Onlar

ailelerin-hakimi-çocuklarTürk kültürüne has davranışların incelendiği araştırma zincirinde bu kez ‘Türkiye’de çocuk olmak’ ele alındı… Sonuçlar çarpıcı! Türk aile yapısında çocuk, doğduğu andan itibaren ailenin karar alma mekanizmasına yön

veriyor. Avrupa’da ise çocuk, ailenin aldığı kararlara göre davranmak zorunda! 2012 yılı boyunca gündelik hayatın farklı alanlarına odaklanarak Türk kültürüne has davranışların, olaylara verilen tepkilerin ve bakış açılarının incelendiği ‘Türkiye’nin Aklını Okuyoruz’ araştırmasının  3. ayağının konu başlığı ‘Türkiye’de çocuk olmak’… Araştırmaya; Türkiye’de çocuk eğitimi ve ebeveynlik ilişkisi üstüne yazılmış makale, tez ve kitaplar incelenerek başlandı. Ardından 228 anaokulu öğrencisiyle görüşme yapıldı ve çocukların anneleriyle bir araya gelinerek, aynı konu uzman pedagoglar tarafından bir de onların ağzından dinlendi.
Araştırmadan elde edilen verilere göre, Türkiye’de çocuk olmak; ‘oyun oynamakta olan çocuğuna, oyunu bırakıp eve gelmesi için seslenen annenin yüksek perdeden buyurgan sesine’ veya ‘terlemiş mi diye bir anda çocuğun sırtından içeri giren teklifsiz anne eline’ aşina olmak demek… Bir kadın için çocuk sahibi olmak ise; hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlamına geliyor. Türk kadını anne olur olmaz, yepyeni bir ruh haline giriyor ve yaşam tarzını değiştiriyor. Bu nedenle, Türkiye’de anneler ne kadar ‘kutsal’ ise çocuklar da o kadar ‘dokunulmaz’lar.

Türkiye’nin aksine, Batılı toplumlarda çocuk bir birey kabul ediliyor ve hayat, ‘küçük insan’ın aileye katılımıyla olağan seyrinde devam ediyor. Bu yapı içinde çocuklarla yeri geldiğinde tartışarak, yeri geldiğinde konuşarak pazarlık ediliyor. Bu nedenle çocuk ailenin sosyal hayatının devamlılığı için engel oluşturmuyor. Biz Türkler ise yanlarında çocuklarıyla dağ yürüyüşlerine giden ya da müzik festivallerine katılan yabancıları garipsiyoruz. Çünkü Türkiye’de, çocuk -özellikle yüksek eğitim ve gelir seviyesindeki aileler için- daha doğmadan hayatın merkezine oturuyor.
2010 yılı verilerine göre nüfusun yüzde 10’unu oluşturan, 3-7 yaş arası çocukların Türk tüketicisi üzerindeki etkileri saymakla bitmiyor. Bu yaş aralığındaki çocukların tüketim alışkanlıklarını inceleyen gelişim psikolojisi uzmanları Valkenburg ve Cantor’a göre çocuk gelişiminde bu aralık ‘sürekli isteme ve pazarlık etme’ davranışıyla belirleniyor ve isteği karşılanmayan çocuk ebeveynleriyle çatışmaya başlıyor. Çatışma ise hep çocuğun zaferiyle sonuçlanıyor.

Çocuğa sınır koymak! Ama nasıl?
Yazıda bahsi geçen araştırmadan da anlaşılacağı gibi, bizler ‘çocukerkil’ aileler olma yolunda ilerlemekteyiz. Çocuklarımız bizi parmağında oynatıyor; biz çocuklarımızı değil, onlar bizi yönetiyor. Çocuk, anne babasını model alan, onu taklitle öğrenen, kurallara ihtiyaç duyan ve en önemlisi de büyüme ve gelişmesi 20’li yaşların ortasına kadar süren bir varlık. Yani gelişimi ve dolayısıyla da kendine yeterliliği bu vakte kadar tam değil.
Uzmanlar, ’14 yaşına kadar çocukların yöneticisi…
Akşam Gazetesi Yazarı Hülya Yıldırım‘ın yazısının  …Devamını Oku…

Hülya Yıldırım’ın Çocuk gelişimi, sağlığı, aileler ile çocuklarının ilişkileri vb. konulardaki yazılarının tamamını buradan izleyip, okuyabilirsiniz…

Yazı; Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır.

Aileler Çocuk Yapmadan Önce Genetik Testleri Yaptırmalı

Prof. Dr. İbrahim Keser, çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin genetiksel olarak engelli potansiyellerinin olup olmadığını iyi araştırmalarını istedi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Keser, çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin genetiksel olarak engelli potansiyellerinin olup olmadığını iyi araştırmalarını istedi. Antalya Kent Konseyi Engelliler Meclisi’nde ‘Engellilikte Genetik Temele Dikkat’ hususunda konuşan Prof. Dr. Keser, ailelere ‘engelli fabrikası’ olmamaları uyarısında bulundu.

Bir ailede birden fazla engellinin yer almasının genetik özellikler taşıyabileceğine dikkat çeken Keser, “Engelin genetik temele dayanıp dayanmadığının iyi araştırılması ve sonuca göre ikinci çocuğun düşünülmesi gerekiyor.” dedi.

Ailelerin, engelli olan birinci çocuğa yardımcı olması için…Devamını Oku

Muhteşem Fotoğraflar: Besinlerdeki Şeker Miktarına Dikkat..!

Evde, pastahanede, kafede vb. yerlerde tükettiğimiz her türlü yiyecek ve içecekdeki kalori miktarını biliyor muyuz? Özellikle şeker miktarını? Fazlasıyla duyarlı ve bilinçli olunması gereken bu konuda uzun laflar yerine, aşağıdaki

resimlerde göreceğiniz yiyecek-içeceklerdeki şeker miktarları, sizlere yeterince fikir ve bilgi verecektir…
Not: 1 adet kesme şeker yaklaşık 4 gr.dır ve bir çay kaşığı toz şekerin ağırlık miktarıyla aynıdır. Ayrıca 1 Gr. şeker 4 kalori olup, bir adet kesme şekerde ise
16 kalori bulunur. Bu değerlere göre aşağıdaki resimlerde görülecek besinlerin kalori miktarları kolayca hesaplanabilecektir…

Şeker faydaları kadar, bilinçsizce tüketildiğinde sağlık için ciddi riskler de (bilhassa çocuklar ve gençler için) oluşturabilmektedir…

Fotoğraflardaki besinlerin hangisi olduğu için farenizi fotoğrafların üstüne getirin.

Besinlerdeki Şeker Miktarları :

kolalarlimonatasnickersportakal suyustarbucks kahvered-bullşeftalikirazkarpuzmuzkavunçilekmısır


Besinlerdeki şeker miktarına dikkat etmekte yarar vardır….
besinlerdeki şeker şeftali

Bebek Bakımında Yapılmaması Gereken Hareketler-3

bebekBebeğinizle evdeki, sokaktaki günlerinde dikkat edilecekler nelerdir? Bütün düzenleri nasıl olacak? Yatma, onu tutma, altını değiştirme, oyun parkı, araba koltuğunda oturma pozisyonu, yıkanması, kısacası merak ettiğiniz

tüm soruların yanıtlarını aşağıdaki resimlerde göreceksiniz.
Resimlerdeki mavi renkli yazılar yapılacak, uygulanacak doğru, kırmızılar ise yanlış hareketleri göstermektedir…

 

Çocuklarınızla Arkadaş Olabilmelisiniz

Çocuğunuza 15’ine kadar arkadaş gibi davranın
Prof. Dr. Nevzat Tarhan yeni kitabı Sen Ben ve Çocuklarımız’da ideal anne-baba olmanın yollarını anlatıyor. Bazı ebeveynlerin  rollerini bilmediklerini söyleyen Tarhan, ailesi tarafından sürekli arkadaş gibi davranılan çocukların olgunlaşamayacağı görüşünde. Çocuğunuzun strese girdiğini nasıl anlarsınız? Evdeki Facebook, Twitter krizleri hangi yöntemlerle aşılır? Çocuğun benliğini zedelemeden eleştirmek

mümkün mü? Kuşkusuz anne-baba olmanın yüzde 100 doğru kuralları yok ama bir çocuğu yetiştirirken ve kimliğini oluştururken özellikle dikkat edilmesi gereken pek çok unsur var.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Sen Ben ve Çocuklarımız adlı yeni kitabında ideal anne-babalığın aslında insanların iç dünyasında ve geleneksel kodlarında yazılı olduğuna dikkat çekiyor. Timaş Yayınları’ndan çıkan kitapta Tarhan, hayata aktarılabilecek önerilerle dolu bir çocuk eğitim rehberi sunuyor.

Ebeveynlerin birçoğu özellikle ergenlik çağında çocuklarına nasıl yön vereceklerini bilemiyor ve onları yetiştirirken problemler yaşıyor. Bu kitapla çocuğunu daha iyi büyütmek, az hata yapmak isteyen anne-babalara kılavuz olmayı amaçladığını belirten Tarhan, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkısı olduğu inancında.

Sayfa, Hasan Sabri Kayaoğlu tarafından hazırlanmıştır…

Bebek Bakımında Yapılmaması Gereken Hareketler-2

bebekBebeğinizle evdeki, sokaktaki günlerinde dikkat edilecekler nelerdir? Bütün düzenleri nasıl olacak? Yatma, onu tutma, altını değiştirme, oyun parkı, araba koltuğunda oturma pozisyonu, yıkanması, kısacası merak ettiğiniz

tüm soruların yanıtlarını aşağıdaki resimlerde göreceksiniz.
Resimlerdeki mavi renkli yazılar yapılacak, uygulanacak doğru, kırmızılar ise yanlış hareketleri göstermektedir…

 

Bebek Bakımında Yapılmaması Gereken Hareketler-1

bebekBebeğinizle evdeki, sokaktaki günlerinde dikkat edilecekler nelerdir? Bütün düzenleri nasıl olacak? Yatma, onu tutma, altını değiştirme, oyun parkı, araba koltuğunda oturma pozisyonu, yıkanması, kısacası merak ettiğiniz

tüm soruların yanıtlarını aşağıdaki resimlerde göreceksiniz.
Resimlerdeki mavi renkli yazılar yapılacak, uygulanacak doğru, kırmızılar ise yanlış hareketleri göstermektedir…